Çrş06192019

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home YENİDEN DÜŞÜNMEK BASINDAN YİTİRİLEN SEVGİ Mİ?

YİTİRİLEN SEVGİ Mİ?

CHP Çanakkale Milletvekili Aday Adayı Tuygan Çalıkoğlu, 14 Şubat Sevgililer Günü için yaptığı açıklamada konuyu farklı bir yaklaşım ile ele aldı. Çalıkoğlu, “Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre; geçtiğimiz 10 yılda boşanmaların sayısı dramatik biçimde yüzde 38 artarken, evlilikler yüzde 2,5 azalmış durumda. Uzmanlar bu gelişmeyi aile birliğini sarsıcı nitelikte görüyorlar ve ciddi önlemler alınması konusunda yetkilileri uyarıyorlar; "Gelir seviyesi ile boşanma kararı alınması arasında doğrudan bir ilişki var". Hiç kimse boşanmak için evlenmezken,  boşanmaların bu oranda artmasının nedenleri sorgulanmak zorunda” dedi.

 

Sevgi, ait olma ihtiyacı ise bir sonraki kategorik ihtiyaçlar olarak tanımlanır

CHP Çanakkale Milletvekili Aday Adayı Tuygan Çalıkoğlu , “İnsanlara sorduğunuzda çoğunlukla "Heyecanımı yitirdim, artık sevmiyorum" cevabı veriyorlar. Kişi evlenmediğinde gayrimeşruluğa, yasaklanmış ilişkiye düşeceğine dair yaygın dinsel inanca, toplumsal değer yargılarına karşın neden boşanmak zorunda kalıyor?  Toplumumuzun boşanmayı reddetmese de pek hoş karşıladığını söyleyemeyiz. Öncelikle bir orta yol bulmak, kopartmamak istenir, ancak evlilik çekilmez olup yürümez hale gelirse, sürdürmenin de bir anlamı olmadığı düşünülür. Ünlü psikolog Abraham Maslow' un "İhtiyaçlar Teorisi"ne göre insanın belirli kategorilerde ihtiyaçları var. İnsan bir kategoride olan ihtiyaçlarını karşılanmadan, daha üst düzeydeki ihtiyaçlara geçemez, kişilik gelişimi de buna paralel bir seyir gösterir.En alt kategori fizyolojik ihtiyaçlardır,  yani barınma, beslenme ve üremeyi ifade eder. İş, ahlak, aile, mülkiyet gibi güvenlik ihtiyaçları ise, fizyolojik  ihtiyaçlardan sonra gelir. Sevgi, ait olma ihtiyacı ise bir sonraki kategorik ihtiyaçlar olarak tanımlanır.  İnsan güven ve sevgi arayışından önce temel ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Bu satın alma gücü ile ilgili bir durum, gelir olamadan ihtiyaçlar nasıl karşılanır? Gerçek işsizlik oranı gençlerde yüzde 30'larda, iş bulabilenlerin yaklaşık yarısı ise asgari ücretle çalışıyor. Bu gelir, Maslow'un işaret ettiği en temel ihtiyaçları bile karşılamaktan uzak. Gençlerin iş bulması, aile kurması, geçimini sağlaması bu koşullarda çok zor.  Dolayısıyla, bir üst kategorik ihtiyaç olan sevgiyi yaratmak ve yaşatmak fiilen mümkün değil. Evlilikler genellikle ailelerin desteği ile kuruluyor; aileler destek verince de süreçte müdahil oluyorlar, kendi değerlerini, anlam dünyalarını yansıtan talepleri çiftler üzerinde baskı oluşturuyor, sorun yaratıyor. Çiftler ailelere bağımlı durumda, bu da özgürlük alanını kısıtlıyor, kendi kararlarını alamıyorlar, kendi  tercihleriyle yaşayamıyorlar. Sınırların olmadığı böylesine ilişkiler sosyolojik değişime uygun değil, dolayısıyla çiftlerin üzerinde büyük baskılar yaratıyor, birlikte yaşam kalitesini bozuyor” şeklinde konuştu.

Tam bir yıkım, tam bir savrulmuşluk var

Sosyolojik olarak bakarsak, üretim tarzı değiştikçe aile yapısının değiştiğinin görüldüğünü söyleyen Çalıkoğlu, “ Tarımdaki nüfusun azalmasına paralel  geleneksel aile yapısı parçalanıyor. Artık üç kuşak, yani anneanne-büyükbaba, anne-baba ve çocuklar bir arada oturmuyor. Kırsaldan uzaklaştıkça  anne- baba ve çocuklardan oluşan "çekirdek aile" yapısı yaygınlaşıyor. Ancak, günümüzde çekirdek aile de parçalanıyor. Aynı evi de paylaşsalar , aile bireylerinin her birinin ayrı dünyası var. "Atomize Birey" diye tanımlanan, kendi tercihleriyle yaşamak isteyen, dolayısıyla yalnızlaşan insanlar hızla çoğalıyor. Genelde aile bireyleri birlikte yemek yemiyorlar, aynı kanalı seyretmiyorlar, tercihleri farklı, yaşam tarzları farklı. Bu farklılaşma hem aile içinde, hem de toplumda eş zamanlı olarak aynı coğrafyada yaşanıyor. Herkesin kafası karışık; belirsizlikler, güvensizlikler, yetersizlikler , yaşamın hızlı akışı, yarattığı stres ruh sağlığını bozuyor. Bu arada iletişim araçlarının yönlendirmesiyle; var olmak için tüketmek zorunda olan, ihtiyaçları çeşitlenen, ancak satın alma gücü yetersizliğinden bunları karşılayamayan insanların sayısı artıyor. Mutsuzluklar, doyumsuzluklar geçimsizlikler ve şiddet  giderek yaygınlaşıyor. Parçalanmış aileler, yaşadığı halde ortada olmayan babalar, "anne"liğini yerine getiremeyen genelde mağdur edilmiş kadınlar, sevgisiz büyüyen sorunlu çocuklar. Toplum olarak nerede olduğumuzu, popüler TV kanallarının sabah ve akşam programında görebiliriz. Tam bir yıkım, tam bir savrulmuşluk var” dedi.

Sevmek için, insanı insan olarak kabul etmek, onun farklılığına ve tercihlerine saygı göstermek gerek.

14 Şubat Sevgililer Günü "sevgi"yi ele almak ve onu yeniden tanımlamak için bir fırsat olabileceğini ifade eden CHP Çanakkale Milletvekili Aday Adayı Tuygan Çalıkoğlu, “ Varlığının yanında kişiliği olan insana birey diyoruz, dolayısıyla bireyin kendi tercihleri var. Sevmek için, insanı insan olarak kabul etmek, onun farklılığına ve tercihlerine saygı göstermek gerek. Onu değiştirmeye çalışırsak "sevgi"den söz edemeyiz. Ünlü düşünür Erich Fromm sevmenin tıpkı yaşamak gibi bir sanat olduğunu savunur ve sevmek için sevmeyi öğrenmenin gereğine işaret eder. Sevgi sorumluluk duygusudur; sabır ister,saygı ister,bilgi ister. Bunları öğrenmeden, bunları sergilemeden yaşanan duygu yoğunluğunun adı "sevgi" değilse, yitirilen "sevgi" olabilir mi?” dedi.

www.canakkalememleket.com

http://www.canakkalememleket.com/?Syf=18&Hbr=768093&%2FCHP-Çanakkale-Milletvekili-Aday-Adayı-Tuygan-Çalıkoğlu%2C-14-Şubat-Sevgililer-Günü-için-yaptığı-açıklamada-konuyu-farklı-bir-yaklaşım-ile-ele-aldı.-Çalıkoğlu%2C-��#.VN5RqxsWzwc.facebook