Cts02232019

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM KÂĞIT PARALARLA NEREYE KADAR?

KÂĞIT PARALARLA NEREYE KADAR? Featured

Written by 

Binlerce yıl değişim altın ve gümüşten yapılmış madeni paralarla yapıldı. Bu süreçte para, değişimin yanında “üretim aracı” haline geldi ve sanayi devriminin yolunu açtı. Paranın değişik kaynaklarda farklı biçimlerde üretilmesi bitti. Merkez bankaları tarafından üretilen, tüm ülke için tek tip paraya geçildi. Bu yeni para sistemi sanayi toplum ihtiyaçlarını karşılamada çok başarılı oldu, ancak günümüzde bu para sistemi, sorunları çözmekten çok sorunun kendisini oluşturuyor.

Sanayi uygarlığını oluşturan kapitalist sistemin gelişim gösterebilmesi için, üretim aracı olan parayı sürekli artırmak şart. Sanayi öncesinin ağırlıklı değişim aracı olan altın ve gümüş paralarla bunu yapmak mümkün değil. Çünkü bu değerli madenler yeryüzünde sınırlı miktarda. Kâğıt paranın yaygınlaşması, merkez bankalarının oluşturulması bu ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Sanayi uygarlığının temel ürünleri merkeziyetçi ulus devlet ve birleştirilmiş tek pazardır. Tek merkezden üretilen, yönetilen ve tüm ülke için geçerli olan tek tip bir para ihtiyacı, kapitalist üretim biçiminin yarattığı bir sonuç.  Kâğıt paralar, önceki feodal sisteme göre üretim faaliyetlerini çok daha hızlı ve verimli olarak yürütse de, zamanla dezavantajlar da oluşturduğu da bir gerçek. En önemlisi, paranın değerini düşürerek fiyatların genel olarak artmasını sağlamak. Bu aslında gizli bir vergi koymaktır. Halkın cebinden sistemin yöneticilerine, özellikle de paranın yöneticilerine, adeta bir servet transferi yapmaktır. Altın ve gümüş kullanan toplumlarda paranın değerini düşürmek mümkün değildi. Çünkü dolaşımdaki parayı toplamak, içlerine değersiz metaller koymak kolay bir iş değil. Ayrıca halkı uzun süre kandırmak da mümkün değil. Kâğıt paranın değerini düşürmek ise çok kolay; Ekonomik büyüme oranından daha fazla miktarda parayı piyasaya sürmeniz yetiyor.

Sanayileşmenin başlangıç döneminde üretim, para arzı ile paralel artarken enflasyon düşüktü. Gelişmiş sanayi toplumlarında görülen yüksek enflasyon sorun haline geldi. Başlıca nedenleri,  1960’lardan sonra doğal kaynakların ucuzluğunu kaybetmesi, aşırı ve verimsiz kullanımı, toplumun dönüşümü, geleneksel ailenin parçalanması, nüfusun yaşlanmasıdır. Bu süreçte devletler büyümekte zorlanmaya başladı ve çareyi büyüme yokken para basmada buldu. Süreklilik kazanan para basma doğal olarak sürekli enflasyonla yaşayan bir dünya yarattı. Sanayi toplumu, üretimi artırmanın tek yolunu piyasaya fazla para vermekte görüyor. Ancak piyasaya verilen fazla para yapısal sorunlarla üretime gitmezse, tüketim ve spekülatif yatırımlara kayıyor. Erken sanayileşmiş ülkelerde nüfus artık genç değil, tüketim eğilimleri başlangıçtaki gibi kuvvetli değil. Buna karşılık yeni sanayileşen ülkelerdeki çekirdek aile hala güçlü ve çok sayıda çocuk yapmaya ve yetiştirmeye odaklı.  Sanayileşme ilerledikçe bilgi toplumu üretim biçimine bir geçiş görüyoruz. İnsanların kişisel beklentileri artıyor, işler çeşitleniyor, uzmanlaşma ihtiyacı öne çıkıyor. İnsanların çok daha uzun süreli eğitilmesi gerekiyor. Evlilik ve çocuk yapma yaşı çok yükseliyor. Yapılan çocuk sayısı ise hızla azalıyor. Sanayileşmenin başlangıcında merkezi eğitim sistemi herkese ortalama bir eğitim sağlarken, ilerleyen aşamalarda eğitimin kalitesi herkes için aynı değil. Bu gelir dağılımının bozulması demek ve bu aşamadan sonra para ile üretimi artırmak, ekonomiyi büyümek imkânsız.

Sanayi uygarlığının yarattığı kâğıt para sisteminin bugün dünyayı bir felakete sürüklediğini görüyoruz.  Ancak asıl darbe yine sanayi uygarlığının kurduğu Uluslararası Ödeme Sistemi’nden gelecek. Erken sanayileşme döneminde dünya ülkelerinin çoğu, “Klasik Altın Standardı” kullanıyordu ve para birimleri belirli bir oranla altına sabitlenmişti. Böylece paralar birbirlerine karşı da sabitlenmiş oluyor ve istenilen anda altına çevriliyordu. 1. Dünya savaşından sonra paraya duyulan ihtiyaç, Klasik Altın Standardı ’nın yerini “Altın Kambiyo Standardı” aldı. Artık sadece ABD ve İngiltere’nin ulusal paraları altına çevrilebilecek, ABD Merkez Bankası FED, piyasaya süreceği kâğıt paralar için sadece yüzde 40 altın tutacaktı. ABD bu yolla piyasaya çok fazla para sürdü ve hızla büyüdü. Fazla üretim kapasitesi kendisine kendine pazar bulamayınca 1929’da borsası çöktü, krediler ödenmeyince de şirketler ve bankalar iflas etti. Parasal daralma ve ekonomik küçülme başladı. Altın Kambiyo Sistemi bu süreçte çöktü. İngiltere 1931’de sistemden ayrıldı, 1933’de ABD yönetimi Dolar’ın altına çevrilebilmesini durdurdu ve 1934’de altına karşı değerini yüzde 40 indirdi. 1944’de Bretton Woods Sistemine geçildi ve ABD basacağı paralar için yüzde 40 altın bulundurma zorunluluğundan kurtuldu. Böylece, parayı artırma konusunda sanayi uygarlığının önünde hiçbir engel kalmadı.

ABD 1971’den yılından itibaren, istediği zaman, istediği kadar doları karşılıksız olarak basıyor ve piyasaya sürüyor. Günümüzde başka hiçbir ülkenin böyle bir avantajı yok. ABD kendisinin “doğal hakkı” olarak gördüğü bu avantajıyla, tarihinin en büyük bütçe ve dış ticaret açıklarını yönetebiliyor.  Diğer bütün ülkeler açıklarını kapatmak için yüksek faiz oranlarıyla borçlanırken, ABD hiçbir karşılığı olmayan Dolar basarak refahını sürdürüyor. Bu adil ve sürdürülebilir bir durum değil. Ayrıca, ABD kendi ekonomik büyüme oranının üzerinde para basarak dünya çapında bir enflasyona da yol açıyor; Hem kendi halkını hem de dünya halklarını yoksullaştıran bir enflasyona.

Dünyada bol para var, ancak kâğıt paralar giderek güç kaybediyor. Sanayi uygarlığının referans parası Dolar’ın varlığını sürdürmesi artık imkânsız. Bu durum altın ve gümüşü yeniden önemli hale getirse de, gelecek “kripto” paralarda. Bilgi uygarlığının icadı olan bu paraların en popüler olanı Bitcoin. Ocak 2009’da bir bilgisayar programcısının yarattığı bu kripto parayı herhangi bir merkez bankası, resmi kuruluş ya da şirket çıkartmadı.  Ancak Bitcoin başta olmak üzere tüm kripto paralar, bilgi toplumunun değişim ve değer depolama aracı olarak şimdiden çok büyük mesafe aldılar. Bu değişimi anlamak ve oyun dışı kalmamak için, sanayi uygarlığının finans sistemini dönüştürmek zorundayız.

 

Kaynak:

Blockchain Revulation, Don Tapscott, Alex Tapscott  

Age of Cryptocurrency, Paul Vigna / 2020 Yeni Ekonomi, Erkan Öz

 

Last modified on Salı, 25 Aralık 2018 16:14
Rate this item
(1 Vote)