Pz08182019

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM İŞLERİ NEDEN ERTELİYORUZ?

İŞLERİ NEDEN ERTELİYORUZ? Featured

Written by 

Çocuklardan yetişkinlere kadar her yaş grubunda sıklıkla kullanılan cümleler var; “biraz sonra”, “acelesi yok”, “daha zamanı var” gibi. Çünkü işler ya da görevler genellikle zamanında bitirilmiyor ve erteleniyor. Eteleme kuşkusuz pek çok kişinin zaman zaman sergilediği bir davranış, ancak bazı kişilerde ilişkileri olumsuz etkileyecek boyutlara ulaşmış durumda. Sürekli bahaneler bulan, sorumluluklarını yerine getirmeyen bu kişilerle yaşamak hiç kolay değil.

Erteleme; zamanı doğru kullanamamanın bir sonucu olarak, yapmamız gereken işleri ya da görevleri sonraya bırakmak demek. Bu alışkanlığı daha küçük yaşlarda ediniyoruz. Ertelemeye öğrencilikte ev ödevleriyle başlıyor, öğrencilik sonrasında da görev ve sorumluluklarımızı yerine getirirken devam ediyoruz.  Bu davranış zaman içinde alışkanlığa dönüşüyor.

Erteleme umursamazlık değil, rahatlık da değil. Gerçi bu davranışlarda da, sonraya bırakma, zamanında yapılması gerekenleri ileri bir zamana öteleme var, ancak ertelemek daha farklı bir davranış. Özünde kişinin mükemmellik arayışı yatıyor. İşleri son güne bırakmak, hatta tamamlayamamak kişide stres yaratsa da kişi, işleri daha iyi yapacağına dair inancından dolayı erteliyor. Kişinin hiç gelmeyecek “doğru zamanı” araması, bu nedenle işleri sonraya bırakması kişiye anlık bir rahatlama sağlıyor. Ancak, erteleme davranışının giderek alışkanlığa dönüşmesi ve bir kısır döngü yaratması kaçınılmaz.

Uzmanlar erteleme alışkanlığının oluşumunda, çevresel ve ailesel faktörlerin etkili olduğunu söylüyorlar. Çocukluk ve gençlik döneminde yaşanan zorluklar, baskılar, ekonomik kısıtlanmalar, hastalıklar ve kayıpların önemli rolü var. Bu süreçler güvensizlik, öz benlik kaygısı, atalet ve öğrenilmiş çaresizlik gibi sonuçlar doğuruyor. Kişi, yenilgiyi baştan kabulden bir olumsuzluk geliştiriyor ve kendisini doğru ifade etmekte zorlanıyor.

Erteleme davranışının “zaman yönetimi”  ile doğrudan bir ilişkisi var. Kişinin üzerindeki baskıyı azaltması, doğru bir planlama yapması ve o plana uyum göstermesine bağlı. Bu durumda strese girmeden ve erteleme ihtiyacı duymadan işleri yerine getirebilir. Zaman yönetimi, etkin olmak için mutlaka kazanılması gereken bir beceri. Öncelikle hedeflerimizi ve önceliklerimizi belirlememiz gerek. Zamanın çok hızlı aktığı günümüzde yüksek tempoda yaşıyoruz, hepimizin sorumlulukları ve iş yükü ağır. Bunların üstesinden gelmek zamanı iyi yönetmemize bağlı, geçmişe göre çok daha fazla etkin ve etkili olmak zorundayız. Fazlasıyla işle meşgul olsak da, üretken olamayabiliriz. Çünkü meşgul olmakla üretmek farklı şeyler. Planlama şart. Zaman kaybettiren ve verimliliğimizi düşüren pek çok faktör var bilmemiz gereken.  Bunları öğrenmeden zamanı verimli yönetmek, işleri yerine getirmek mümkün değil. Pek çoğumuz evde, işyerinde, okulda her ne yapıyorsak, işlerin bitmediğini, zamanın yetmediğini dile getiriyoruz. Yaşanan yoğunluk ve yerine getirilemeyen sorumluluklar bizi mutsuz, huzursuz ediyor. Hatta ailesine, sosyal yaşamına zaman ayıramayan insanlarımız azımsanmayacak kadar çok.

Psikiyatrist Prof. Özgür Öner devamlı olarak erteleyen bireylerin daha az sağlıklı olduğunu söylüyor. Bu kişiler daha az meyve ve sebze tüketiyor ve daha az spor yapıyorlar. Fatura ödemeyi, bir yere gitmeyi, birisini telefonla aramayı erteliyorlar. Prof. Öner’e göre sürekli erteleyen insanlar iyi düşünmeden hareket ediyorlar. Davranışlarını belirleyen o andaki duyguları, amaçları kendilerini daha iyi hissetmek. Bu kişiler çabuk sıkılıyorlar, öz kontrolleri de sorunlu.  Hâlbuki öz kontrole sahip kişiler yakın zamandaki küçük sıkıntıları, uzun zamanda ortaya çıkacak büyük sıkıntılara tercih ediyorlar. Sürekli erteleyen, öz kontrolü yetersiz kişiler ise, büyük sıkıntılar için, daha uzun zaman olduğu düşüncesiyle o andaki küçük sıkıntılardan kaçıyorlar. Böylelikle, sorumluluğu yerine getirmemenin benlikte yaratacağı tahribatı engelliyor ve gerçeklerle daha geç yüzleşmek için zaman kazanıyorlar.

Ertelemenin kişiye ve topluma ciddi bir maliyeti var. Yapılması gereken bir işi ya da görevi ertelemek “fırsat maliyeti” oluşturur. Yani her şeyin, her kararın gizli bir maliyeti vardır. Bu gerçek ekonomideki marjinal değer teorisinin özünü oluşturur. İnsanlar en basit kararları alırken bile, fırsat maliyetlerini gözetmek zorundadırlar; İş seçiminden, okul seçimine, kent seçiminden eş seçimine, çocuk doğurmaya, zaman yönetimine, diyet ve beslenmeye, sigarayı bırakmaya, emekli olmaya dek.

Zaman hayattır. Zamanımızı harcamak hayatımız harcamaktır. Eğitim sistemimiz “zaman yönetimi” alanına özel bir ilgi göstermeli ve küçük yaştan itibaren zamanı yönetme becerilerini çocuklarımıza kazandırmalıyız. Başarılı insanların diğer insanlardan daha fazla zamanı yok, ama onlar zamanı etkili kullanmasını bilen insanlar. Zamanı kontrol etmek, zamanı yönetmek demektir. Olayları önceliklerine göre sıralayabilmek demektir. Yetkin bir insan olmamız ve her türlü yönetim sorumluluğu alabilmemiz ise bu becerileri sergilememize bağlı.

Kaynak:

www.ozguroner.dr.tr 

Last modified on Perşembe, 13 Aralık 2018 11:53
Rate this item
(1 Vote)